»Ana Sayfa | Kitap Özetleri |Paylaşımlarım | OnuR'Dan | » Şiirler| » Yazılı Soruları|| | » İletişim

Son Eklenenler

Leonardo da Vinci kimdir - Hayatı - Eserleri nelerdir
Çözümlü Sorular - Sindirim Sistemi
Türkiyede Kervan saraylar - Kervansaraylar nerede Bulunur
Kervansaray nedir - Kervansarayların Özellikleri
Ülkemizde Kervansaraylar nerelerde bulunur?
İnsan Vücudunda Bulunan Elementler nelerdir?
Zaman Kavramı ve İkizler Paradoksu nedir?
Eylemsizlik prensibi nedir?
Biyogaz Nedir - Biyogazin Elde Yöntemleri nedir
Kara Delikler - Kara Deliklerle İlgili Bilgiler
Işığın Kırınımı nedir - Huygens Fresnel Prensibi
İletken - Yalıtkan - Yarı İletken madde nedir
Rölativite - Görecelik Teorisi nedir?
Fosil nedir? - Fosillerin özellikleri
Ay'ın Özellikleri ve Evreleri

Kategoriler

:: :: Bilgi Hazinesi:: ::

Google

Eklenme Tarihi • 2/9/2008
Yazı başlığı •Kervansaray nedir - Kervansarayların Özellikleri

Kategori: Tarih

KERVANSARAY

Kervansaray: İşlek ticaret yollan üzerinde, kervanların konaklamaları ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamaları amacıyla yapılmış büyük hanlardır.

Devlet veya hayırsever kişiler tarafından kurulan bu muhkem binalarda kervan ihtiyaçları ücretsiz karşılanırdı. Bunlar, bir şehir içinde olurlarsa, han adını alırdı.

İslamiyet’in yayılış dönemlerinde askeri maksatla ve sınır emniyetini korumak için kurulan ribatlar, sonraki devirlerde ticari maksatla kullanıldı ve bu binalara, kervansaray adı verildi. Türklerin Müslüman olmasından sonra, genişleyen İslam toprakları üzerinde ortaya çıkan kervansaraylar, Selçuklular zamanında en gelişmiş şeklini aldı. Anadolu''da bulunan çeşitli ticaret yolları üzerinde yüze yakın kervansaray yapıldı.

Uzaktan bakılınca bir kale gibi görünen, içlerine girildiği zaman kervan kafilelerinin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak bir teşkilata sahip olan bu binalar, Selçuklu sultanları ve yüksek devlet görevlileri tarafından büyük ticaret yolları üzerinde her menzil için, yani 30-40 kilometrelik mesafede bir yaptırılmışlardı. Müslüman doğu ve Hıristiyan batı ülkeleri arasında bir köprü vazifesini gören Anadolu toprakları üzerine, İkinci Kılıç Arslan, Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev, Birinci İzzeddin Keykavus ve Birinci Alâeddin Keykubad gibi iktisadi ve ticari hayatın önemini bilen Selçuklu sultanları; Antalya ve Sinop gibi giriş ve çıkış limanlarıyla önemli ticaret merkezlerini birbirine bağlayan ticaret yolları üzerinde büyük kervansaraylar kurdular. Bu merkezlere yerleştirdikleri tüccarlara her türlü yardımda bulundular.

Anadolu''ya gelen yabancı tüccarlara da büyük kolaylıklar gösterdiler. Yollarda herhangi bir şekilde zarar gören, soyguna uğrayan ve malları denizde batan tüccarların zararlarını devlet hazinesinden tazmin ederek, bir nevi devlet sigortası kurdular.

Selçuklular zamanında Anadolu''da kurulan yol güzergâhları, Osmanlılar zamanında değişti. Bunun sonucu olarak bazı yerler ticari merkez olma durumunu kaybettiler.

Zaten Ümit Burnu yolunun bulunması ile Hindistan''a ulaşan ticaret yolunun ağırlık merkezi de Atlas Okyanusuna kaymıştı. Anadolu''da ticaretin önemini kaybetmesi üzerine, Selçuklular zamanındaki kervan yolları da ıssızlaştı. Mesela Osmanlı Devletine başşehir olan İstanbul''u, Suriye ve Irak''a bağlayan yol, Konya-Adana istikametini takip ettiği için, Antalya''dan Sivas''a veya Elbistan''dan Kayseri ve Sivas''a giden yollar, bu şehirleri birbirine bağlayan tali yol durumuna düştü. Bu yollar üzerinde bulunan kervansaraylar da ister istemez eski önemini kaybetti. Fakat yeni yol güzergahlarının ortaya çıkması üzerine Osmanlılar da, kervansaray yapımına devam ettiler. İstanbul''u, Suriye üzerinden Mekke ve Medine''ye bağlayan yol üzerinde hac farizasını ifa etmek için giden hacıların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak üzere kervansaraylar kurdular.

Zengin ticari malları taşıyan kervanlar için hudut civarında düşman çapulcularından, içeride göçebe ve eşkıya baskınlarından koruyacak emniyetli konak yerleri sağlamak ve yolcuların kondukları ve geceledikleri yerlerde her türlü ihtiyaçlarını temin etmek maksadıyla kurulan kervansaraylarda; yatakhane ve aşhaneler, erzak ambarları, ticari eşya depoları, yolcuların hayvanları için ahırlar, samanlıklar, yolcuların namaz kılmaları için mescitler, kütüphaneler, misafirlerin yıkanması için hamamlar, abdest almaları için şadırvanlar, tedavileri için hasta hastane ve ecza haneler, ayakkabılarının tamiri ve fakir yolculara yenisinin yapılması için ayakkabıcılar, hayvanları nallamak için nalbantlar, bu teşkilat ve tesisleri idare edecek, gelir ve gider hesaplarını yapacak divan (büro) ve memurları vardı.

Umumiyetle Selçuklu sultanları ve devlet adamları tarafından yaptırılan bu muazzam kervansarayların hepsi vakıftı. Maddi büyüklükleri ve teşkilatları nispetinde zengin gelir kaynaklarına da sahiptiler.

Bu suretle kervansaraylara inen ve konaklayan tüccar ve her türlü yolcu, zengin fakir; Müslüman gayri Müslim kim olursa olsun, orada her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak görebilirdi.

Kervansaraylarda hasta yolcular, sıhhat buluncaya kadar tedavi edilir, hayvanlarının tedavisi de baytar (veteriner) tarafından yapılır ve tedavi masrafları vakıf tarafından karşılanırdı. Fakir hastalar, öldüğü takdirde kefen masrafları da vakıf gelirlerinden ödenirdi.

Büyük ve muhkem binalar olan kervansaraylarda akşam olunca kapılar sıkıca kapatılır, vazifeliler tarafından kandiller yakılırdı. Kapı kapandıktan sonra hiç kimse dışarıya çıkarılmaz, fakat dışarıdan gelenler içeriye alınırdı.

Sulh zamanında ticari maksatlar için kullanılan kervansaraylar, harp zamanında o belde ahalisinin düşman hücumundan korunmak için sığındığı veya sefer esnasında ordunun konakladığı müstahkem yer olarak da kullanılırdı. Bilhassa hudut boylarına yakın kervansaraylar, hudut kalesi vazifesini görürdü..

İslam dininin misafirperverliğe ve hayırseverliğe verdiği ehemmiyet sonucu, ortaya çıkan kervansarayların bir benzeri, ortaçağ Avrupa’sında olmadığı gibi, düşüncesi bile mevcut değildi. İslam tarihinin önceki devirlerinde olduğu gibi, Osmanlılarda da bu güzel ve faydalı eserler uzun bir zaman halkın hizmetinde kullanıldılar.(ben bunu buldum..)kıpçak bursadan..

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

«« | Sonraki Sayfa»»

• <%CommentDate%> - <%CommentTitle%>

Yazan: <%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%>
<%CommentBody%>
Bağlantı Düzenle Sil
Eklenme Tarihi • 2/9/2008
Yazı başlığı •17. yüzyılda Osmanlı Devletinde Siyasi Durum

Kategori: Tarih

Osmanlı Devletinde 17. YY. Siyasi Durum - Osmanlı Devletinde Duraklama Dönemi

OSMANLI DEVLETİNDE 17.Y.Y. SİYASİ DURUM-DURAKLAMA DÖNEMİ
DURAKLAMANIN İÇ NEDENLERİ
PADİŞAHLARIN VE DEVLET ADAMLARININ
YETERSİZLİĞİ
Orduların başında sefere katılmayan, devlet işleriyle ilgilenmeyen, saraydaki zevkli hayata kendini kaptıran, zayıf iradeli padişahlar yönetimde bulunuyordu. I. Ahmet zamanında şehzadeler, sancaklara gönderilmedi, sa­rayda eğitimleri başladı, bundan dolayı devlet tecrübesi kazana­madılar. Padişahlar niteliksiz olmaya başladı. Bu şart­larda saray görevlileri, yeniçeri ağaları ve ülemalar yö­netime karıştılar.
Devletin önemli görevlerine rüşvetle atamalar ya­pıldı. Yönetimde yolsuzluklar arttı. Halkın devlete güveni azaldı.
İMPARATORLUĞUN YAPISI VE
KARAKTERLERİNİN BOZULMASI
Devlet mutlakiyetle yönetilen, teokratik bir devletti. İmparatorluk, farklı din ve kültürlerden milletlere dayanı­yordu. Kuvvetli ve eşitlikçi yönetim devam ettiği sürede milletler bir arada rahatça yaşamışlardır. Ancak yönetim bozulunca milletler imparatorluktan ayrılma hareketlerine yöneldiler.
ORDU VE DONANMANIN BOZULMASI
Yeniçeri Ocağına kanuna aykırı asker alındı (III. Mu­rat devrinden itibaren). Yeniçeri Ocağı ile Kapıkulu asker­leri zamanında ulufe (maaş) alamadıklarından ayaklandı­lar. Padişahların ve sadrazamların değiştiril­mesini istedi­ler.
Has, zeamet ve tımar dağıtılmasında rüşvetçi yol iz­lendi. Bu durum dirliklerin işleyişini bozdu. Tımarlı sipahi­lerin sayısı azaldı. Bu durum devletten maaş alan kapı­kulu askerlerinin sayısını arttırdı, tarım ve hayvancılık gerilemeye başladı.
Girit'in fethinden sonra donanmaya verilen önem azaldı. Denizcilikten anlamayan kişiler donanma teşkila­tına alındı.
EKONOMİ VE MALİYENİN BOZULMASI
Uzun süren savaşlar harcamaların artmasına neden oldu. Ganimetler, vergiler azaldı. Tımar sisteminin bo­zulmasıyla toprak gelirleri azaldı. Her padişah değişi­minde cülus bahşişinin verilmesi hazineyi etkiledi.
Kapitülasyonların Fransa'dan başka diğer ülkelere verilmesi gümrük gelirlerini azalttı. İltizam usulünün bo­zulması para sıkıntısına düşürdü. Ayarı düşük akçe bas­tırıldı, askerler ayarı düşük akçeyle maaş almak iste­medi­ler. Maaşları gecikti. Bu durum isyan etmelerine neden oldu.
İLMİYE SINIFININ BOZULMASI
Medreselerde eğitim bozuldu. Küçük yaşta Müderris beşik ülemalığı yapılanlar oldu. Yüksek memurluklar rüşvetle alınıp satılmaya başladı.
DURAKLAMANIN DIŞ NEDENLERİ
İMPARATORLUĞUN DOĞAL SINIRLARA ULAŞ­MASI
Doğuda Kafkasya dağları, güneyde Umman denizi, Kuzey Afrikada Büyük Sahra ve Atlas Okyanusuna, Av­rupada Baltık Denizine ulaşıldı.
Avrupa'da siyasi ve askeri yönden güçlü Avrupa devletleriyle karşılaşıldı. (Almanya, Lehistan, Avusturya ve İtalyan Cumhuriyetleri, Rusya Çarlığı) doğuda Safevi­ler ile savaşıldı. Avrupanın güçlü devletleri, Osmanlı Devletine karşı ittifak kurdular.
BÜYÜK COĞRAFYA KEŞİFLERİ
İpek yolu ve baharat yolu Avrupalı devletlerin dene­timine girdi. Akdeniz ticareti önemini kaybetti.
Kapitülasyonlar ülkeyi açık pazar haline getirdi. Coğ­rafya keşifleri sonucunda Avrupa devletleri zengin­leşti. Rönesansla birlikte bilim ve teknikte gelişmeye başladı. Osmanlı devleti bu gelişmelere yönelmedi.
XVII.Y.Y. DA OSMANLI DEVLETİNİN SİYASAL DURUMU
OSMANLI-İRAN (SAFEVİ) SAVAŞLARI
(1577-1639):
Amasya anlaşmasi 1577 yilina kadar barişi devam ettirdi. Başlayan savaşlar 1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasına kadar sürdü.
I. DÖNEM İRAN SAVAŞI (1577 - 1590)
III. Murat Doğu Anadoludaki valilerin isteğiyle sefere karar verdi. İran'daki taht kavgalarından yararlanıldı. So­kullu Mehmet Paşa sefere karşı çıktı. Hazar denizine ka­dar toprak kazanıldı. İranlıların isteğiyle Ferhat Paşa (İstanbul) antlaşması imzalandı.
Azerbeycan, Gürcistan, Luristan, Dağıstan Osmanlı­ların oldu (1590). Osmanlı devleti doğuda en geniş sı­nıra ulaştı.
II. DÖNEM İRAN SAVAŞI (1603 - 1611)
I. Ahmet zamanında Osmanlılar Avusturya ile sava­şıyordu. Anadoluda Celali isyanları vardı. İran Hükümdarı Şah Abbas bundan yararlandı. Ferhatpaşa anlaşmasıyla kaybettikleri yerleri geri aldılar. Nasuhpaşa anlaşması yapıldı (1611). Osmanlılar Ferhatpaşa ile aldıkları top­rakları geri verdiler. İran 200 deve yükü ipek vermeyi ka­bul etti.
III. DÖNEM İRAN SAVAŞI (1617 - 1618)
II. Osman zamanında İranlılar Nasuhpaşa anlaşm­sı­nın şartlarını yerine getirmediler. Savaşlar yeniden çıktı. Serav anlaşması imzalandı (1618). İran Nasuh­paşa anlaşmasının şartlarını yerine getirmeyi kabul etti.
IV. DÖNEM İRAN SAVAŞI (1624 - 1639)
Bağdat valisini öldüren Bekir Subaşı adlı isyancı, Osmanlılara karşı, İran devletinden yardım istedi. İran Bağdat'ı işgal etti. IV. Murat Revan ve Bağdat seferle­rini düzenledi. Bağdat geri alındı. Görüşmeler sonucu Kasr-ı Şirin anlaşması imzalandı (1639). Azerbaycan, Revan İran'a bırakıldı. Bağdat Osmanlıların oldu. Zagros Dağları sınır oldu. Uzun süren barış dö­nemi başladı. Bu­günkü Türkiye - İran sınırı çizildi.
GİRİT'İN FETHİ (1645 - 1669)
Girit Venedik tarafından yönetiliyordu. Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyıları arasında önemli bir coğrafi ko­numa sahipti. Adadaki korsanlar Osmanlı gemilerine saldırdılar. Osmanlılar adayı kuşattı. Venedikliler Çanak­kale boğazını ablukaya alarak Girit kuşatmasına yardım gönderilmesini önlediler. Köprülü Mehmet za­manında Venediklilerin ablukası kaldırıldı. Fazıl Ahmet Paşa za­manında ada alındı.
LEHİSTAN SEFERLERİ
Genç Osman'ın Lehistan Seferi ve Hotin Antlaş­ması: Genç Osman Lehistan'ın Erdel ve Boğdan içişle­rine karışması üzerine sefer kararı aldı. Hotin kalesi ku­şatıldı. Yeniçeriler yapılan meydan savaşında başarılı olamadılar. Lehistan barış istedi. Hotin antlaşması ya­pıldı (1620). Buna göre Lehistan Osmanlı topraklarına saldırmayacak ve Kırıma vergi vermeye devam edecek.
IV. MEHMET'İN LEHİSTAN SEFERİ VE BUCAŞ
ANTLAŞMASI
Antlaşması
imzalandı (1672). Lehistan vergi vermeyi kabul etti. Podolya böl­gesi Os­manlıların oldu. Ukrayna Osmanlı korumasına alındı. Osmanlı vergiden vazgeçti. Leh'liler vergiye bağ­landı. Leh'liler vergi vermeyince savaşlar başladı. Osmanlılar vergiden vazgeçti. Lehistan Osmanlı korumasındaki Ukraynadaki Ka­zaklara saldırdı. Lehistan'a sefer düzenledi. IV. Mehmet­'in yönettiği seferde Lehistan topraklarına girildi. Lehis­tan'lılar barış istedi. Bucaş anlaşmasıBucaş ikinci defa imza­landı (1676). Bu anlaşma Avrupa'da devlete toprak kazandıran en son anlaşmadır.
OSMANLI - AVUSTURYA SAVAŞLARI (1593-1699)
I. DÖNEM AVUSTURYA SAVAŞI (1593 - 1606)
Avusturya Bosna Beylerbeyini Avusturya'ya yaptığı bir akında öldürünce III. Murat savaş ilan etti. Savaşlarda başarılı olunmadı. III. Mehmet savaşları de­vam ettirdi. Sefere çıktı. (Kanuniden itibaren ordunun başında se­fere ilk çıkan hükümdardır.) Haçova Meydan Savaşı (1596) kazanıldı. Eğri, Kanije, Estergon kaleleri alındı. Avusturya'lılar Kanije kalesini geri almak istedi­ler. Kale komutanı Tiryaki Hasan Paşa emrindeki kuvvetlerle ka­leden çıkarak Avusturyalıları yenilgiye uğ­rattı. Bundan sonra Eflak, Boğdan, Erdel yeniden Osmanlı egemenli­ğine alındı. Avusturya barış istedi. İran savaşları ve Ce­lali isyanları nedeniyle barış teklifini Osmanlılar kabul etti. Zitvatorok Antlaşması yapıldı (1606).
1. Eğri, Kanije, Estergon kaleleri Osmanlıların oldu.
2. Avusturya bir defaya mahsus olmak üzere büyük miktarda savaş tazminatı verecek.
3. Avusturya Kralı Kutsal Roma - Cermen İmpara­toru kabul edilecek. Protokol bakımından Osmanlı Padi­şahıyla eşit sayılacak.
Önemi:
Osmanlı'ların 1533 İstanbul anlaşmasıyla Avusturya­'lılara karşı kazandığı üstünlüğü sona erdi.
II. DÖNEM AVUSTURYA SAVAŞI (1662 - 1664)
Erdel Beyi, Eflak ve Boğdan beylerini kendi tarafına çekerek isyan ettirdi. Köprülü Mehmet Paşa Erdel isya­nını bastırdı. Bu beyliklerin yöneticilerini değiştirdi. Avus­turya'lılar eski Erdel beyinin kışkırtmasıyla Osmanlı top­raklarına doğru saldırılar düzenledi. Fazıl Ahmet Paşa sefere çıktı. Alınması imkansız görülen Uyvar ka­lesi alındı. Avusturya barış istedi. Fazıl Ahmet Paşa sa­vaşa devam etti. Fakat Sen Gotar denilen yerde Osmanlı or­dusu yenild. Avusturya kralının onayla¤¤¤¤¤ sunduğu antlaşma kabul edildi. (1664) Vasvar Antlaşması.
1. Erdel Osmanlıların olacak, Avusturya Osmanlıla­rın atandığı beyi tanıyacak.
2. Uyvar ve Növigrat kaleleri Osmanlıların olacak.
3. Avusturya savaş tazminatı ödeyecek.
İKİNCİ VİYANA KUŞATMASI (1683)
1. Avusturya yönetimindeki Macarların bağımsız krallık kurmak istemeleri.
2. Avusturya Kralının Ortodoks ve Macarları kabul etmeleri
Merzifonlu son bir saldırıyla şehrin alınma durumu varken, saldırma¤¤¤¤¤, şehrin kendiliğinden teslimini bekledi. Ancak geçen zamanda Lehistan kuvvetleri Tuna kıyısındaki Kırım Kuvvetlerini yenilgiye uğratarak Viyana önlerinde, Osmanlı kuvvetlerine arkadan saldırdı. Yeni­len Osmanlı kuvvetleri Budine sonrada Belgrata çekildi. IV. Mehmet Merzifonlu Mustafa paşayı idam et­tirdi. Bu yenilgiden sonra Papa Osmanlılara karşı kutsal bağlaş­mayı kurdurdu.
KUTSAL BAĞLAŞMA (1699):
II. Viyana'da Os­manlılar yenilince Papa Osmanlılara karşı bağlaşmayı kurdurdu. Kutsal Bağlaşmaya Katılan Devletler: Avus­turya, Lehistan, Venedik, Malta ve Rus Çarlığı (sonradan ka­tıldı.)
KUTSAL BAĞLAŞMA DEVLETLERİYLE
SAVAŞLAR
Avusturyalılar Macaristanı, Erdeli, Belgratı alarak Bulgaristana doğru ilerlediler.
Lehliler Podolyayı aldılar, Boğdana girdiler.
Venedikliler Mora Dalmaçya kıyılarına saldırdılar.
II.Süleyman Köprülü Fazıl Mustafa Paşayı sadra­zamlığa getirdi. Avusturyaya saldırıldı. Tuna aşıldı. Bel­grat alındı. Salankamen Savaşı'nda sadrazam Fazıl Mustafa Paşa öldü. Ordu yenildi (1691).
II. Mustafa'nın Macaristan'a düzenlediği seferde, ya­pılan Zenta savaşında Osmanlı ordusu yenildi. (1697) Ruslar'da Azak kalesini aldı.
KARLOFÇA ANTLAŞMASI (1699):
II. Mustafa Avusturya ile savaşmak amacındaydı. Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa barış taraftarıydı. İngil­tere ve Hollanda devletlerinin aracılığıyla barış ya­pıldı.
Anlaşma; Avusturya, Lehistan, Venedik devletleriyle ayrı ayrı imzalandı. (1699)
1. Macaristan, Erdel Avusturya'nın oldu. Banat yay­lası, Temeşvar eyaleti Osmanlılara kaldı.
2. Podolya, Ukrayna Lehistana verildi. lehlilerin Kı­rım hanlığına verdikleri vergi kaldırıldı.
3. Mora, Dalmaçya kıyıları Venediklilere verildi. Karlofça anltlaşması Osmanlıların ilk toprak kaybet­tiği anlaşmadır. Osmanlı devletinde duraklama devri sona ermiş gerileme devri başlamıştır.
4. Antlaşma 25 yıl geçerli olacak ve Avusturyanın garantisinde olacak.
İSTANBUL ANLAŞMASI (1700)
Karlofçanın devamı olarak Rusya ile imzalanan ilk Osmanlı Rus anlaşmasıdır.
1. Rusya İstanbul'da bir elçi bulunduracak. (İlk kez)
2. Ruslar Kudüse serbestçe gidebilecek.
3. Azak Kalesi ve çevresi Rusyanın oldu. Dinyeper çevresindeki kaleler Osmanlıların oldu.
İSYANLAR
XVII.yy'da idari, askeri, mali alanlarda bozulmalar yüzünden çıkan isyanlar üç bölüme ayrılır.
1) İstanbul isyanları
2) Celâli İsyanları
3) Bağlı beylik ve özel yönetimli eyalet isyanları
ÖNEMLİ İSTANBUL İSYANLARI
III. MURAT DEVRİ İSYANI:
Asıl neden iktidar mücadelesine girenlerin askeri sı­nıf kışkırtmasıdır.
Yeniçeriler ile sihapilerin ayarı bozuk akçeyle maaş verilmesine karşı çıkmalarından dolayı. İsyana, bazende ulema ve halkta katılmıştır. Yeniçeriler ilk kez Fatih za­manında cülus bahşişi için ayaklanmışlardır. İstekleri karşılanınca her padişah değişiminde ayaklandılar. Bu ni­telikte isyanlar Yavuz, Kanuni, II. Selim zamanında ol­muşur. Sonuçta yeniçeriler devlet içinde önemli büyük kuvvet olduklarını anladılar.
İSTANBUL İSYANLARI :
1. III. Murat zamanında yeniçeriler ayarı bozuk ak­çeyle ulufe alacaklarını duyduklarında saraya yürüdüler, istek­lerini gerçekleştirdiler. Sipahilerde aynı nedenle sa­raya yürüdüler. Saray görevlileri isyancıları öldürdüler.
2. Genç Osman'ın Öldürülmesi:
Hotin seferinde yeniçeriler başarısız, disiplinsiz ha­re­ketler gösterince, Genç Osman bu ocağı kaldıracağını söyledi. Yeniçeriler Genç Osmanı öldürdüler. Padişahla­rın dokunulmazlık geleneği bozuldu.
3. IV. Murat Dönemi'nde:
Yeniçeriler saraya yürümüşler, sadrazamı öldürmüş­ler devlet yönetiminde kendilerine karşı olan devlet adamlarına gözdağı vermişlerdir.
4. IV. Mehmet Dönemi'nde:
Sipahileri, saray adamlarının devlet yönetiminde oto­ritelerini arttırmalarına tepki gösterdiler. İsyan ederek sa­raya yürüdüler. Saray adamlarının kendilerine teslim edilmesini istediler. Tepki gösterdikleri Saray adamlarını Sultanahmette bir çınar ağacına astılar. (Vakay-i vak­va­kiye)
CELÂLİ İSYANLARI
XVII'da ekonomik durum bozulmuş, uzun süren Avusturya ve İran savaşları maliyeyi olumsuz etkilemişti. Buna bağlı olarak artırılan vergiler pek çok köylünün çiftçilikten, hayvancılıktan uzaklaşmasına neden olmuş­tur. Köylüler maaşlı asker olmaya yöneldi. Eyalet ve sancaklarda maaşlı askerlerin sayısı arttı. Bu askerler maaş alamayınca eşkiyacılığa başladılar. Devlet bu is­yanları bastırınca, halk isyancılarla devlet kuvvetleri ara­sında kaldı. Bazen isyanlara medrese öğrencileri de ka­tılmışlardır.
Nedenleri:
1. Devlet ve eyalet yönetimlerinin bozulması
2. Vergilerin ağırlığı, köylünün tarımı bırakması
3. Ekonominin bozulması, akçenin ayarının bozul­ması
4. Memuriyetlerin rüşvetle verilmesi
5. Tımar sisteminin bozulması
6. Dirliklerini kaybeden sipahilerin ve Haçova sava­şından kaçan askerlerin eşkiyalık yapması, halkı kış­kırt­ması
7. Devlet görevlilerinin disiplinsizlikleri, rüşvetin yay­gınlaşması
Celâli İsyanlarının En Önemlileri:
Karayazıcı (Abdülhalim), Deli Hasan, Cambolatoğlu, Kalenderoğlu, Katırcıoğlu, Kör Mahmut, Gürcü Nebi, I. Ahmet zamanında Celalilerin kuvvet ve otoriteleri arttı. Veziriazam Kuyucu Murat Paşa sert tedbirlere başvurdu. İsyancılar ortadan kaldırıldı. İsyanların asıl nedenleri üzerinde durulmadığından isyanlar ileride devam etmiş­tir.
Celali isyanlarından biri olan Abaza Mehmet Paşa Genç Osmanın intikamını almak amacıyla yeniçerilere karşı isyan etti. IV. Murat, Mehmet Paşayı haklı buldu. Vardar Ali Paşa ise Deli İbrahimin yanlış yönetimine karşı ayaklanmıştır.
EYALET İSYANLARI
XVII'de devlet otoritesinin zayıflamasından yararla­nan Eflak, Boğdan, Erdel gibi beylikler devletten ayrıl­mak için ayaklandılar. İsyanlar bastırıldı. Yemen, Bağdat, Basra, Trablusgarp gibi uzak eyaletlerde de yerli dere­beylerin bağımsız hareket etmeleriyle başladı. İsyanlar daha sonra bastırıldı.
DURAKLAMA DÖNEMİ ISLAHATLARI
Avrupadaki gelişmelerden yararlanma olmamıştır. Islahatlar kişilere bağlı olarak yapılmış, kişilerin etkinliği sona erince ıslahatlar duraksadı. Köklü değişiklik yapıl­mamıştır. Devletin düzenini sağlamak için kaba kuvvete baskıya başvurulmuştur. Devletin gerilemesi geciktirilmiş oldu. İlerleme sağlanamadı. Başlıca islahatçı padişah ve devlet adamları şunlardır:
Kuyucu Murat Paşa
I. Ahmetin Veziriazamıdır. Celali ayaklanmalarını şid­detle bastırmıştır. Huzursuzluklar önlenemedi. Çünkü is­yanların siyasi ve ekonomik nedenleri ortadan kaldırı­la­madı.
II. Osman (Genç)
Lehistan seferinde Hotin kalesi kuşatılmış, alına­ma­mıştı. Başarısızlığı Yeniçerilerle Kapıkulu sipahilerin­den kaynaklandığını açıkladı. Geleneğe aykırı olarak sa­ray dışı evlilik yaptı. Sarayı halka açtı. Şeyhülislamların kadı, müderris atama yetkilerini aldı. Çıkarcı İlmiye sınıfını et­kisizleştirmeye çalıştı. Yeniçerileri ve sipahileri kaldır­maya karar verdi. Fakat genç ve tecrübesiz oluşu, ge­rekli kadroya sahip olmayışı fikirlerini zamansız açıkla­ması çıkarı bozulabilecekler tarafından öldürülmesine neden oldu.
IV. Murat
İçkiyi yasakladı. Rumeli'de Anadolu'da sipahileri saydırdı. Eyalet isyanlarını bastırdı. Devletin gerilemesi­nin asıl nedenleri üzerinde durdu. Devlet adamlarından bozulmanın nedenleri ile ilgili raporlar aldı. En önemlisi Koçibey raporudur.
Tarhuncu Ahmet Paşa
IV. Mehmet zamanında Sadrazamlığa getirildi. Görev alırken Girit sorunu, donanmanın ve Maliyenin düzeltil­mesi için başarılı çalışmalarda bulunacağını be­lirtti. Has ve Zeametleri hazineye bağladı. Gelir ve gider­leri göste­ren bir bütçe hazırladı. Sarayda çıkarları bozu­lanların en­trikaları sonucu öldürüldü.
Köprülüler Devri:
Köprülü Mehmet Paşa Sadrazamlık görevi teklif edildiğinde ancak kendisinin koşulları benimsenirse gö­rev alabileceğini belirtti. Koşulları şunlardır:
1. Saray devlet işlerine karışmayacak
2. Devlet işleriyle ilgili olarak sunduğu öneriler kabul edilecek
3. Devlet memurluklarına istediği kimseler atanacak
4. Kendisi hakkında şikayet olduğunda veya gö­revde alınacağı sırada savunmasi istenecek. İlk defa bir sadrazam bu şekilde tam bağımsız olarak göreve atan­mış oldu. Sipahilerin isyanını bastırdı. Eflak ve Boğdan beylerini isyana teşvik eden Patriki idam ettirdi. Celali is­yanlarını bastırdı. Güvenliği sağladı. Her türlü alanda devletin düzenini yeniden kurdu. Köprülü Ahmet Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa devletin düzenini koruyucu çalışmalarda bulundu­lar. Devlet 16.yy.daki gücüne ulaştı.
I. AHMET'İN SALTANAT HUKUKUNDA YAPTIĞI
DEĞİŞİKLİKLER
Fatih Kanunnamesindeki devletin düzeni ve devamı için kardeş katli maddesini değiştirdi. Osmanlı Haneda­nından yaşlı ve akıllı olanın (erşet ve ekber olan) padişah olması kanunu kabul etti. Şehzadelerin sancak valisi ol­malarını yasakladı. Böylece şehzadelerin san­cak­larda taht yarışmalarına girmeleri önlendi. Şehzadelerin sa­rayda yetiştirilmeleri kararlaştırıldı. Ancak bu durum ile­ride padişah olabilecek şehzadenin devlet yönetimi ile ilgili bilgiler kazanmasını önledi. Saraydaki baskılı eğitim, entrikalar şehzadelerin ruh sağlıklarını bozdu.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

«« | Sonraki Sayfa»»

• <%CommentDate%> - <%CommentTitle%>

Yazan: <%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%>
<%CommentBody%>
Bağlantı Düzenle Sil

Yardım Merkezi